1 Temmuz 2005

ABD Büyükelçisi Michael Klosson, Ergüçlü'nün sorularını yanıtladı:

ERGÜÇLÜ: Büyükelçi Klosson, bu yoğun gündeminiz arasında KIBRIS Medya Grubu'na röportaj vermeyi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sayın Büyükelçi, siz Kıbrıs'ın 1974 sonrası en çalkantılı zamanlarında görev yaptınız. Bence, tarihin yazımına tanıklık ettiniz. Bunlar zor zamanlardı. Bununla ilgili görüşleriniz ve edindiğiniz tecrübeler nelerdir?

KLOSSON : Bana bu fırsatı tanıdığınız için ben teşekkür derim. Aslında geçtiğimiz birkaç yılı çalkantılı olarak değerlendirmektense, hareketle dolu demeyi tercih ederim. Burada sadece üç yıl kaldım ancak bu 10 yıl gibi geldi. Sadece benim için değil, BM'nin adada elde etmeye çalıştığına destek vermek için tüm elçilik görevlileri de yoğun bir şekilde çalıştılar.

Şunu söyleyebilirim ki, buraya geldiğim duygu ile ayrılıyorum; Umut... Ve geriye baktığımızda ise Kıbrıslıların bundan birkaç sene öncesine nazaran daha iyi durumda olduklarıdır.

ERGÜÇLÜ: Sizin de hareket dolu olarak nitelendirdiğiniz bu geçtiğimiz dönemlerde çok aktif bir rol üstlendiniz. Hem güneyde, hem de kuzeyde zaman zaman tarafların içişlerine karışmakla suçlandınız. Daha önce bu iddiaları yalanlayan açıklamalarınız oldu. Bu suçlamalara karşı genel yaklaşımınız nedir?

KLOSSON : Bana göre ABD'nin politikasını anlatmak, amaçlarını ve elde etmeye çalıştığımızı tarif etmek sorumluluğumdu. Ayrıca iyi niyet misyonunu desteklediğimiz için masada duran Annan Planı'nı anlatmamız gerekiyordu. Kimi durumlar hatırlıyorum ki, benim Annan planının içeriği hakkındaki düşüncelerimle plana karşı olanların düşünceleri çakışıyordu.

Bu nedenle plana karşı olanların, planın içeriğine dönük söylemlerden çok "içişlerine karışma gibi" sloganlar kullanmaları pek de şaşırtıcı değildi. Bu yaklaşımın, konunun zorlukları ile baş etmenin en iyi yolu olmadığını hissetmekteydim. Bu tür suçlamaları kesinlikle reddettim. Ben birebir veya daha kapsamlı konuşmalarda Amerikan politikasının içeriğini tartışmak, atışmak ve anlatmaktan daha mutlu olurdum. Günümüz dünyasında ABD'nin neye dayandığı konusunda insanlara net bir resim çizmek tüm ABD büyükelçilerinin sorumluluğudur. İnsanlar bizimle görüş ayrılığına girdiği zaman "ABD içişlerimize karışıyor" gibi suçlamalara sığınıyorlar ancak, bu beni görevimi yapmaktan alıkoyamaz.

ERGÜÇLÜ: Kıbrıs Türk tarafı ile Kıbrıs Rum tarafının pozisyonlarının belli olduğu bugüne göze aldığımızda nasıl bir gelişme bekliyorsunuz? Kıbrıs'la ilgili süreç donmuş gözüküyor. Kıbrıs sorununun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

KLOSSON : Sanıyorum sizin tarif ettiğiniz gibi Kıbrıs'ta şu anda diplomatik bir durgunluk var. BM genel sekreterinin temsilcisi Sayın Prendergast, nabız tutmak için gerçekleştirdiği ada ziyaretinin ardından, Annan'a sunduğu raporda, adadaki tarafların pozisyonları arasında büyük fark olduğunu belirtti. Öyle sanıyorum ki, yakın gelecekte geniş çaplı bir BM girişiminin tekrardan başlaması zor görünüyor. Bunun gerçekleşmesi için sayın Prendergast'ın genel sekretere danıştıktan sonra hazırladığı raporda da belirttiği gibi, tarafların yapıcı bir şekilde ileriye gitmek istediklerine dair işaretlerin var olması gerek.

Durumun, 2002'ye nazaran daha iyi olduğunu söylediğimde, aslında şunu kastediyordum: Birincisi; dünya Kıbrıslı Türklerin geçen yıl ve ondan önceki yıllarda verdikleri oyla çözüm ve birleşme, bununla birlikte Avrupa'ya katılmak istediğini anlamış bulunmaktadır. Bu durum dünyada olduğu gibi, ABD'de de anlaşıldı. Bu durum 2000 ile 2002'yi karşılaştırdığım zaman Kıbrıslı Türklerin farklı bir yerde durduğunun işareti.

İkincisi; kanımca, geçmiş iki yılda Kıbrıslı Türklerin geçişlerde rahatlık sağlaması... Şimdiye kadar 7 milyon geçiş oldu ancak ciddi hiçbir etnik çatışma olmadı. Diplomatik kanallar bugün tıkanmış olsa dahi gelecekteki diplomasinin başarı şansını artıracak pek çok zemin oluşturulabilir.

Bu diyalog, iki toplum arasındaki kontaklarda gözlemlenebilir. Biliyorsunuz bugün karşılıklı geçişler çok kolay, politik parti liderleri ve toplum içindeki çeşitli gruplar bir araya gelip birbirleri ile yeniden ilişki kurup hatta bazı durumlarda yeni ilişkiler kurup var olan kalıplaşmaları ortadan kaldırabilirler.

Bu güvenin tekrar sağlanmasına önemli katkı sağlayabilir. Geçişlerin kolaylaştırılması ile birlikte, yeşil hat tüzüğü de her iki taraftaki iş çevrelerine kapı açtı.

İş çevrelerinin birlikte çalışmaları için önlerinde iyi bir sebep olması ada üzerindeki iki toplumun birlikte çalışıp yardımlaşabileceğini gösteriyor. Bu da sanırım uluslararası kamuoyuna adadaki herkesin barış için çabaladığını gösteren iyi bir sinyal olur.

Bu, sanırım başarılı bir çözüm için yol açmakla birlikte bugün farklı bir konumda olduğumuzu göstermesi açısından oldukça önemlidir.

ERGÜÇLÜ: Sayın Büyükelçi, politik açıdan sizin de söylediğiniz gibi bir durgunluk var. Ancak sayın Talat, sürekli olarak doğrudan ve gayrı resmi görüşme gerçekleşmesi için Papadopulos'a çağrıda bulunuyor, Papadopulos bu konuda isteksiz gözüküyor. Bu gibi görüşmeleri cesaretlendirir misiniz?

KLOSSON : Kanımca bütün düzeylerde gerçekleşen diyaloglar sadece sorunun çözümüne yardımcı olabilir. Bunun gayrı resmi bir şekilde gerçekleştirilmesi bile bizim tarafımızdan iyi karşılanır.

ERGÜÇLÜ: Durgunluk devam ederken Kıbrıslı Türkler izolasyonların kaldırılması için uluslararası toplumdan yardım bekliyor. Politik olarak değil ancak, ekonomik ve kültürel olarak. Bu konuda ABD'den ne bekleyebiliriz? Amerikalı Kongre üyelerinin cesur bir kararla kuzeye geldiklerini ve ABD firmalarının temsilcilerinin de KKTC'yi ziyaret ettiğini biliyoruz. Yakın bir gelecekte ABD'den başka neler beklememiz gerekir?

KLOSSON : Önemli olan süreci anlamak. Kıbrıslı Türkler üzerine konulan izolasyonlar bir gecede gerçekleşmedi. Uzun bir sürece yayıldı. Aynı zamanda Kıbrıslı Türklerle uluslararası topluluğun arasındaki ilişkinin de yoğunlaşması için belirli bir zaman dilimi gerek. Gidişat belli. Bu da ABD'nin güçlü bir şekilde izolasyonların kaldırılmasına giden yolda tüm engelleri kaldırma kararlılığıdır.

Sanırım ki, çeşitli düzeylerde bu yönde gitme kararlılığımızı göstermiş bulunmaktayız. Sizin de anımsayacağınız gibi Sayın Talat ile dışişleri bakanı Powell, bir kaç kez bir araya geldiler. Powell'in yerine gelen Rice da Sayın Talat ile bir kaç kez temasa geçti. Ben, bizzat Talat'ı ve çalışma arkadaşlarını makamlarında ziyaret ettim. Bu da izolasyonların bu tarzda bertaraf edilmesi için istikrarlı olduğumuzun göstergesidir.

İş düzeyinde bakacak olursak Amerikalı işadamlarının ziyaretlerinden bahsettiniz. Aynı şekilde Kıbrıslı Türk işadamları da İstanbul'daki Amerikan iş formuna katıldılar. Ayrıca Capital Hill'de çeşitli hükümet yetkilileri ile Türk- Amerikan konsey toplantılarına iştirak ettiler. Aralık'tan bu yana içeriğini turizm ile küçük ve orta dereceli işletmelerle ilgili çalışmaların, ABD'de işletme eğitiminin oluşturduğu ekonomik yardım programımızın ilk ayağı yürürlükte.

Ayrıca uzmanlar ve adadaki değişik sektörlerdeki iş çevreleri ile birlikte çalışan yöneticiler kiraladık. Ayrıca, Kıbrıs Türk iş çevreleri ile Kıbrıslı Rum iş çevreleri arasında ortaklık oluşturulması için büyük çaba harcadık. Bunun nedeni ise bize göre ileri gitmenin yolu, Kıbrıslı Türklerin dünya iş ilişkilerinin artması ile birlikte, Kıbrıs Türk iş çevreleri ile Kıbrıs Rum iş çevrelerinin birlikte çalışıp daha entegre bir ekonomi oluşturmalarıdır.

ABD ile iş olanaklarına gelince, biz Kıbrıslı Türklerle iş yapmaya, iş ilişkisi kurmaya açığız. Bunu da bir çok kez ifade ettik, gösterdik.

Sistemimizin ilk aşaması devam ediyor. Bu da küçük ve orta dereceli işletmeler ile bankacılığın mercek altına yatırılmasıdır. Yakın gelecekte anlaşma sağladığımız Amerikalı bir işadamı burada oluşturduğu takım ile birlikte ilişkiler kurmaya başlayacak. Bu da gelecekte Kıbrıslı Türk iş sektöründeki küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından daha açık bir şekilde hissedilecek.

Kıbrıslı Türkler ayrıca daha fazla burs almaya başladılar. DAÜ'de bir Amerikan köşesi oluşturduk. Bu yüzden sanıyorum ki farklı çehrelerde gördükleriniz, Kıbrıslı Türklerin geçmişte ve halen birleşme taraftarı olduklarının ABD tarafından fark edildiğinin göstergesidir.

Öyle hissediyoruz ki, Kıbrıslı Türklerin bu duruşu çözüm olasılığına bir cevap teşkil ediyor. Ayrıca inanıyoruz ki, zamanla iki taraf arasındaki ekonomik farklılık azaltılabilirse bu da başarılı bir çözüm için gerekli koşulları yerine oturtacaktır. Gelecekte tüm bu alanlarda sarf edilen çabaların devamını göreceksiniz. Şu anda ne yazık ki, sihirli bir değnek yok. Eğer ölçü bir Amerikan şirketinin gelip de Kuzey Kıbrıs'a bayrağını dikmesi ise buna olumlu bakarız. Ancak bu tamamı ile ticari bir tercih. Bizim hükümetimizin rolü yasal iş ilişkilerinin oluşmasını engelleyen tüm engelleri kaldırmaktır. Bizim çalışmalarımız bu yönde. Küçük ve orta dereceli işletmelerde kapasite artırımına giderek üretken bir ekonomi oluşturmak.

ERGÜÇLÜ: Sayın Büyükelçi, bundan sonraki göreviniz ne olacak?

KLOSSON : Washington'a geri dönüyorum. 6 yıl boyunca deniz aşırı ülkelerde yaşadıktan sonra evimize döneceğimiz için çok mutluyuz. Küçük kızımızın 11 yıllık yaşamının 8 yılını dışarıda geçirdik ve onu artık eve götürmenin zamanı geldiğini düşünüyoruz.

Evimize dönmeye geçen yıl karar verdik. Haftaya Washington'da olacağım ve gelecekte hangi görevi üstleneceğim konusunda görüşmelerde bulunacağım.

ERGÜÇLÜ: Kıbrıs'la iletişim içinde olacak mısınız?

KLOSSON : Bilmiyorum, ancak burada zaman geçiren tüm insanlar gibi ben de biraz kök salmışım ve bazı bağlantılarım bulunmakta. Konu masamda olmasa dahi her zaman Kıbrıs ile ilgili gelişmeleri yakından takip edeceğim.

ERGÜÇLÜ: Sizin yerinize kimin getirileceğini biliyor musunuz?

KLOSSON : Bu henüz açıklanmadı. Açıklandığı zaman da eminim ki haber çabuk yayılır.

ERGÜÇLÜ: Sayın Boucher'in yerinize atanacağı konusunda dedikodular var. İkinci bir dönem için Kıbrıs'a geri geleceği söyleniyor.

KLOSSON : Hayır, sanmıyorum. Richard Boucher Amerikan dışişlerinde şimdiye kadar yürütülen en uzun sözcülük görevini tamamlamış bulunmakta. Sanırım başka bir göreve verilecek.

ERGÜÇLÜ: Kıbrıslı Türklere, aslında tüm Kıbrıslılara son olarak hangi mesajı vermek istersiniz?

KLOSSON : Adada yaşayan tüm insanlara bir mesaj vermek istiyorum. Bu da aslında bir umut mesajı ve bir dilek. Umarım ki, adadaki herkes gerekli tüm anlaşmazlıkları çözer, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlara daha güvenli, varlıklı ve daha saygın bir ortam sağlayacak kapsamlı çözüme ulaşırlar.

Umarım Kıbrıs'a bu gelişimde bunların tümüne ulaşıldığını gerçekten görmek isterim.

ERGÜÇLÜ: Sayın büyükelçi, bize bu imkanı tanıdığınız için teşekkür ederim. Size bundan sonraki hayatınızda bol şans ve başarı diliyoruz.

KLOSSON : Çok teşekkürler...

Ana Sayfa