18 Temmuz 2001

 

18 Temmuz 1974

 

   Temmuzun sıcağı yakıp kavuruyor... Gergin bekleyiş de devam ediyor... Samson yönetimi hâlâ, Türk tarafını kandırmaya yönelik açıklamalar yapıyor... Makariosçuların katliamı devam ediyor... Ada çapında Türk bölgeleri darbecilerin kuşatması altında... Her an saldırabilirler... Darbecilerin her an Enosis ilan etme ihtimali var...

   Makarios kaçmayı başarmış... Bir İngiliz askeri helikopteri ile Baf’tan Ağrotur İngiliz Üssü’ne geçmiş... Oradan da İngiliz Kraliyet Havayolları’na bağlı bir uçakla, Malta üzerinden Londra’ya gitmiş...

 

*****

 

   Bizim için Makarios’un akıbeti hiç önemli değil... Bizim gözlerimiz Kuzey’e çevrilmiş... Ankara’ya bakıyoruz... Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki hükümet, orduya, her ihtimale karşı hazırlıklarını yapması talimatını vermiş... Türk askeri Kıbrıs’a müdahaleye hazırlanıyor... Bu gelişmeler biraz umut veriyor ama geçmiş deneyimleri hatırlayınca yine çelişkiye düşüyoruz...

   Ecevit İngiltere’ye Kıbrıs konusunda ortak hareket etmeyi önermiş, ancak İngilizler buna yanaşmamış...

   Türk hükümeti Yunanistan’daki Cunta yönetimine ültimatom vermiş.... “Nikos Samson’un istifasını sağla, adadaki askerlerini geri çek ve adanın bağımsız kalacağı konusunda kesin güvence ver” demiş... Cunta da reddetmiş...

   Gerginlik artıyor... Temmuz sıcağı artıyor...

 

*****

 

   Lefkoşa’nın Kuzeyi’nde, açık arazide bir 81’lik havan mevzimiz vardı... Mükellef Mücahitliğini yapmakta olan Kemal Ali Ömer de havancıydı ve arkadaşlarıyla birlikte bu mevzide görevliydi... Bize göre yaşı küçüktü, 17-18 falan... Orta boylu, esmer, kara kuru bir oğlandı... Terbiyeli, saygılı, efendi bir çocuktu... Yanılmıyorsam nişanlıydı da... O da, hepimiz gibi, heyecan içinde ne olacağını bekliyordu...

 

*****

 

   Evimiz Lefkoşa’da, Polis Sokak’ta... Bir ara izin alıp eve gidiyorum... Büyük ablamın evi bizim evin hemen yanında... Öteki ablam Kumsal’da... Eniştelerimin ikisi de göreve çağrılmış... Lefkoşa’da değişik mevzilerde... Rahmetli anacığım, bana mı yansın, onlara mı yansın, ağlayıp duruyor... Ondan ağlamamasını istiyorum... Söz veriyor... Ve artık benim önümde ağlamıyor... Ama içi ağlıyor... 1958’i, 1963’ü yaşamış... Savaşın kokusunu alıyor... Çocuklarını, torunlarını kanadının altına almak, onları korumak istiyor... “Küçük ablan da çocukları alıp buraya gelmeli... Burada merdivenin altında olursak, bir savaş durumunda çocuklar emniyette olur... Burası Rum’un eline düşmez...” diyor... Ama içi ağlıyor... Çünkü savaşın çirkin yüzünü görmüş ve yeniden gelmekte olduğunu hissediyor...

 

*****

 

   Ve Bölük karargahında bekleyiş sürüyor... Dayanılmaz temmuz sıcağı da.... Bölükte önemli bir hareketlilik yok... Yine mevzilere çıkmış bulunan arkadaşların ihtiyaçları ile ilgileniliyor.... Bir savaş durumunda Bölük karargahının taşınacağı yer gözden geçirilip temizleniyor... Ve gergin bekleyiş sürüyor...

 

Not: Kemal Ali Ömer, 20 Temmuz sonrasında, savaş sırasında bir havan mermisinin kendi mevzilerinin tam içine isabet etmesi sonucu şehit oldu... Destek Bölüğü’nün tek şehidi... Adını Lefkoşa’da bir sokağa vermişler...

 

Ana Sayfa