21 Temmuz 2001

 

Rumlar ve AB

 

   Dünya tarafından her zaman ve her yerde şımartılan Rum ve Yunanlılar için, uluslararası siyasette en önemli silah tehdit ve şantajdır... Her sıkıştıklarında tehdit ve şantaja başvururlar... Yunanistan’ın Avrupa Birliği içinde, veto yetkisini kullanarak yaptığı şantajlar, hep Avrupa Birliği için problem olmuştur...

   Yunanistan’ın son oyunu, Avrupa Birliği’ni, genişleme sürecini tıkama tehdidiyle, “Kıbrıs”ı genişleme sürecine dahil etmekti... Yunanistan bunu başardı... Avrupa Birliği, çok önemli bir hata yaparak, Kıbrıs Rum Yönetimi’ni “Kıbrıs” olarak kabul edip üyelik görüşmelerine başladı... Bu süreçte KKTC yok, Kıbrıs Türkleri yok... Buna rağmen, Kıbrıs Rumları ile Avrupa Birliği arasındaki görüşmelerin 2002 yılı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor...

   KKTC ve Türkiye bunun çok ağır sonuçları olacağını, ve zarar görme pahasına, Türk tarafının en şiddetli tepkiyi koyacağını, en yetkili ağızlardan tüm ilgililere duyurmuş bulunuyor...

   Durum bu iken, Rumlar, hâlâ, yüzsüzce ve küstahça tehditler savuruyorlar... Son olarak, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ndeki Daimi Temsilcisi Theophilos Theophilou, Financial Times gazetesine verdiği demeçte şöyle dedi: “Biz Avrupa Birliği’ne kesinlikle gireceğiz... O güne kadar Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmamışsa, Kıbrıslı Türkler genişlemenin (AB’nin genişlemesi) getireceği yararlardan mahrum olacaklar ve AB içinde söz ve veto hakkı bulunan bir “Kıbrıs” bulunacak... Türkiye’nin AB üyeliği üzerinde veto hakkı olan bir “Kıbrıs”...”

   Financial Times, önceki gün bu haberi, “Kıbrıs AB’nin genişlemesini veto etme tehdidinde bulundu” başlığıyla duyurdu... Gazeteye göre, bir Avrupa Komisyonu yetkilisi, Thephilou’nun sözlerinin, Avrupa Komisyonu’nun ve birçok AB üyesi ülkenin, “Kıbrıs’ın AB için, bugüne kadarki en büyük siyasi baş ağrısı olacağı” yönündeki inancını doğruladığını söyledi...

 

*****

 

   Theophilou, küstahlığı o kadar ileri boyutlara taşımış ki, Avrupa Birliği’ne “Siz, adada anlaşma olsa da olmasa da bizi alacaksınız... Almak zorundasınız, çünkü almazsanız Yunanistan da genişlemenin tümünü engeller...” anlamına gelen tehdidi savuruyor... Türkiye’ye de “Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmazsa, biz AB’ye girdikten sonra sizin üyeliğinizi engelleyeceğiz...” tehdidinde bulunuyor....

   Aynı gazetede dün de London School of Economics öğretim görevlilerinden Prof. William Wallace’ın bir makalesi yayınlandı… Bu gelişmeleri değerlendiren Wallace, Kıbrıs’ta bir kriz ihtimalinden söz etti, ve krizi önlemenin anahtarının Ankara’nın elinde olduğunu belirtti… Tam Rum’un beklediği gibi, Rum’un şantajına boyun eğilmesi gerektiği mesajını verdi… “Yoksa Yunanistan genişlemeyi bloke edebilir…” dedi…

   Theophilou’nun bu sözleri, ve Wallace’ın makalesi, Kıbrıs’ta bir anlaşma sağlanmadan ve Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri doğru ve sağlam bir zemine oturtulmadan, Avrupa Birliği üyeliğinin kesinlikle düşünülmemesi yönündeki görüşlerin haklılığını da vurgulamaktadır...

   Şantaj ve tehdit... Yunanistan’ın ve daha başka AB üyelerinin yıllardan beri başarı ile uyguladığı siyaset... Acaba şantaj ve tehdit de, hep özlemini duyduğumuz, öve öve bitiremediğimiz Avrupa standartlarının bir parçası mı?... Eğer öyle ise bizim Avrupa Birliği’ni kendimize hedef seçmemiz çok akıllıca bir iş mi?...

   Şimdi bu durum karşısında KKTC ve Türkiye yetkilileri tepkilerini ve tavırlarını koyacaklar... Ancak burada önemli olan, Türkiye ve KKTC ile birlikte tehdit ve şantaja muhatap olan Avrupa Birliği’nin ortaya koyacağı tavırdır... Avrupa Birliği, bu tehdit ve şantajlara boyun eğmeye devam mı edecek, yoksa Rumlara “herkes haddini bilsin” mesajını mı verecek?... İzleyip göreceğiz...

 

****

 

   Biz, her halükarda Kıbrıs’ta iki devlet arasında bir anlaşma sağlanması için çabalarımızı ve doğru zeminde görüşmeleri sürdürmeliyiz... Ancak Rum veya AB’nin koyduğu şartlar ve zaman sınırlamalarıyla değil... Tehdit ve şantaj altında değil...

 

Ana Sayfa