8 Eylül 2001

 

BM, Kıbrıs’ta çözüm istiyor mu?

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Kıbrıs’a geldi, taraflar arasında yoğun bir mekik diplomasisi yürüttü ve arkasında tarafları 12 Eylül’de görüşmeleri başlatmaya çağıran bir davet bırakarak gitti...

   Davet, Rum Yönetimi lideri Klerides tarafından anında kabul edildi, Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından da, bu şekliyle reddedildi...

   Davet ne idi?.. Davet “Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm arayışlarını yeniden başlatma” çağrısıydı...

   Cumhurbaşkanı Denktaş’ın daveti reddetme gerekçesi ise, kapsamlı görüşmeler için henüz zeminin yeterince oluşmamış olmasıydı...

   Zaten bu zeminin de Soto’nun aceleci tavırlarıyla birkaç gün içinde oluşturulması beklenemezdi...

   Denktaş daveti reddederken, görüşmelere katılma davetini reddettiğini, ancak görüşmelerin doğru zeminde başlamasını sağlayacak her türlü görüşmeye açık olduğunu vurguladı... Hatta Klerides ile bile, prensiplerini bir yana bırakarak, görüşmeye hazır olduğunu ifade etti...

   Ancak De Soto, belki de sonucunu bile bile, aceleci bir şekilde bu daveti yaptı... Ve sonuç ortada.... Rum tarafı kabul etti, Türk tarafı reddetti...

   Bu noktada akla şu soru geliyor: Birleşmiş Milletler’in görevi, herhangi bir görüşme öncesinde, ilgili bütün tarafları olabildiğince tatmin ederek, görüşme masasına oturmalarını sağlamak değil midir?..

   Eğer BM’nin görevi buysa, De Soto’nun aceleci tutumu bu göreve ne kadar uyuyor?..

   Alvaro de Soto, çalışmalarını daha ileri götürerek her iki tarafı da gönül rahatlığı ile görüşme masasına götürecek bir ortam yaratsaydı her şey daha kolay olmaz mıydı?..

*****

   Şu anda ortaya çıkan tablo “Rumlar cici, Türkler kaka”... Peki bu durum kime hizmet ediyor... Gerçekçi uzlaşma arayışlarına katkı koyuyor mu?...

   Yok eğer bir oldu bitti yaratılarak, “Denktaş nasıl olsa uzlaşmaz damgası yememek için evet diyecek” varsayımından hareket edildiyse büyük bir yanılgı içine düşülmüştür...

   Çünkü söz konusu olan Kıbrıs Türklerinin, Türkiye’nin, Türk milletinin çıkarlarıdır...

   Bunları, böyle ayak oyunları karşısında tartışma konusu yapmak, kesinlikle söz konusu değildir ve olamaz da...

****

   Peki şimdi ne yapılmalı?...

   Şimdi, varılan bu durumda, BM diplomatik çabalarını ileri götürerek, görüşmelerin başlayabilmesi için gerekli uzlaşma ortamını, ilgili tüm tarafları tatmin edecek şekilde, yaratmalıdır...

   Ancak ondan sonra anlamlı görüşmelerin başlaması söz konusu olabilir ve herkesin kabul edebileceği bir uzlaşmaya doğru yol alınabilir...

 

Ana Sayfa