31 Ocak 2002

 

Yoksa yanılıyormuyuz?

 

   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, siyasetin her rengi, halkın çok büyük bir kesimi, Avrupa Birliği’ni bir hedef olarak görmektedir... Siyasi partilerimiz, ufak tefek nüanslarla Avrupa Birliği konusunda hemfikirdir...  Cumhurbaşkanı Denktaş, belli koşullarla, Avrupa Birliği’ne üyelikten yanadır... Sivil toplum örgütleri, daha şimdiden Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirmek amacıyla çeşitli temaslar yürütmektedirler... Anavatan Türkiye Avrupa Birliği üyeliğini kendisine hedef olarak belirlediği gibi, bizim de, belli koşulların oluşmasıyla Avrupa Birliği’ne girmemizden yanadır... Kısacası, “Türk tarafı” olarak  tanımlayabileceğimiz cephede, her kesim, Avrupa Birliği’ni hedef olarak görmektedir...

   Bunun nedeni de gayet açıktır... Avrupa’da varolduğunu kabul ettiğimiz medeniyet düzeyi ve ön plana çıkarılan çağdaş değerler...

 

*****

 

   Ancak son günlerde meydana gelen gelişmeler, “yoksa yanılıyormuyuz” diye kendi kendimize sormamızı gerektiriyor... Birkaç gün önce söylentiler dolaştı: “Eğer adada bir çözüm olur ve Kuzey Kıbrıs da Güney’le birlikte AB’ye girerse Kuzey Kıbrıs’a üç yıl içinde 206 milyon euro bölgesel yardım yapılacak...” Dün ise bu kesinleşti... AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Gunther Verheugen yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türklerine seslenerek, 206 milyon euro’yu almak istiyorsak Kıbrıs sorununu çözmemiz gerektiğini söyledi... Olay bununla da kalmadı, bu küstah ve onursuz yaklaşım, aynı ifadelerle AB Komisyonu’nun yazılı açıklamasında da yer aldı... Dikkatten kaçmaması gereken nokta şudur: Bu yaklaşım, “AB üyeliği sonrasında Kıbrıs’lı Türklerin ekonomik sorunlarını çözmelerine yardımcı oluruz” yaklaşımı değildir... Çocuğa elma şekeri gösterir gibi “206 milyon euro’yu isterseniz Kıbrıs sorununu çözün” yaklaşımıdır...

   İşte AB’nin bu ucuz yaklaşımı ve rüşvet teklifi bizi yeniden düşünmeye itmeli... Hangi medeni insan veya örgüt böyle onursuz bir yaklaşımda bulunmaya, muhatabı olan halkı bu kadar aşağılamaya ve bu halka bu şekilde hakaret etmeye cesaret edebilir...

 

*****

 

   Fakat maalesef Avrupa Birliği ve onun temsilcisi Verheugen bunu yaptı... Onurumuzu kırdı... AB konusunda hayal kırıklığı yarattı... Bizi, temel hak ve özgürlüklerini üç kuruşa satabilecek bir kitle yerine koydu... Üstelik yaşamakta olduğumuz ekonomik sıkıntıları istismar etmeye teşebbüs etti... O ekonomik sıkıntılar ki yaratılmasında AB’nin azımsanamayacak payı var...  O ekonomik sıkıntılar ki, iyi kötü, kendi devletimizin çatısı altında, güvenlik içinde ve özgür ortamda, Anavatanımızın katkılarıyla aşmaya çalışıyoruz...

   Bizim hayalimizdeki Avrupa Birliği ve onun yetkilileri, böyle aşağılık bir tutumu akıllarından bile geçiremez... Ama işte oldu... Yoksa biz yanılıyormuyuz... Yoksa Avrupa Birliği bizim hayalimizde canlandırdığımız, insan onurunun en kutsal değer olduğu medeniyetin beşiği değil mi?...

 

Ana Sayfa