24 Aralık 2002

 

Halka soralım

 

   Kıbrıs Türk halkı, bir kez daha hayati bir dönüm noktasından geçiyor... Ülkede sosyal bir travma yaşanıyor... Annan planıyla yatıp, Annan planıyla kalkıyoruz... Başka hiçbir şey düşünmüyor, düşünemiyoruz... Sürekli radyo, televizyon izliyor, gazete okuyoruz... Bir şeyler arıyoruz... Bir umut ışığı arıyoruz...

   Planı okuyoruz, tekrar okuyoruz... Planda, sözü edilen tuzakları arıyoruz, bulamıyoruz... Sürekli yanlış bilgilendirildiğimizi anlıyoruz... Korkutulmak isteniyoruz... Milli duygularımız istismar edilmek isteniyor... Planı bir daha açıyoruz... Tuzakları kapanları yine bulamıyoruz...

   Bir kesim, “bu plan çok iyi” diyor... Bir başka kesim, “bu plan, esaret planı, intihar planıdır” diyor... Ama halka, “Sen ne düşünüyorsun?” diyen yok... Halkın, sokaklara dökülerek, radyolar, televizyonlar, gazeteler aracılığıyla çıkardığı sese kulak veren yok... Genci, yaşlısı, memuru, öğretmeni, zengini, fakiri ile halkın “barış” çığlıkları duyulmuyor, duyulmak istenmiyor... Bu çığlık küçümsenmek isteniyor...

   Halbuki, tarihimizin en kritik dönemlerinden birini yaşıyoruz... Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var... Çünkü söz konusu olan hepimizin geleceği... Hatta onun da ötesinde, Anavatanımız Türkiye’nin geleceği... Soğuk kanlı ve akıllı hareket etmek zorundayız... Birlik ve beraberliğimizi korumak zorundayız... Başka seçeneğimiz yok...

   Bunu başarabilmenin yolu ise doğrudan halkın görüşüne başvurmaktır... İşte artık bunun zamanı gelmiştir... Derhal bir referanduma gidilerek, Kıbrıs Türk halkının Annan planı konusunda ne düşündüğü ortaya çıkarılmalı ve o görüş doğrultusunda hareket edilmelidir...

   Halka, “Annan planı zemininde 28 Şubat 2003 tarihine kadar bir çözüm bulunmasını ve çözümden sonra yeni kurulacak devletin Avrupa Birliği’ne girmesini istiyor musunuz?” şeklinde bir soru yöneltilmeli ve KKTC’nin yöneticileri, politikalarını, bu referandumun sonucuna göre yürütmelidirler...

   KKTC Cumhuriyet Meclisi derhal toplanarak böyle bir referandumun en kısa zamanda (10-15 gün içinde) yapılabilmesi için gerekli yasal altyapıyı oluşturmalı ve referandum, Yüksek Seçim Kurulu tarafından gerçekleştirilmelidir...

   Artık halk, başkalarının kendi adına “benim halkım böyle ister” demesinden bıkmıştır, yorulmuştur... Halk ne istediğini bilmektedir... Bunu dile getirmesine fırsat verilmelidir... Bunun en doğru yolu da, parlamentonun alacağı bir kararla, Yüksek Seçim Kurulu tarafından gerçekleştirilecek bir referandumdur...

   Referandum, “Bu plan çok iyidir, halk bunu istiyor” diyenler için de, “Bu plan esaret planıdır, intihar planıdır, halk bunu istemez” diyenler için de en geçerli yöntemdir... Sandıklar kurulur... Halk, oyunu kullanır... Sonuçlar açıklanır ve herkes buna saygı gösterir... En demokratik yöntem budur...

   Böyle bir referandum sonucu, cumhurbaşkanını da, parlamentoyu da, hükümeti de, Türkiye’yi de rahatlatır... Çünkü halk, kendi geleceğini belirlemiş olur... Yani, Kıbrıs Türk halkı, “self determinasyon” hakkını kullanmış olur... Ocak 2003 ortalarında referandumun sonucu açıklandıktan sonra da, KKTC yöneticileri politikalarını ona göre belirlerler...

   Yani eğer halk, Annan planına “hayır” derse, KKTC makamları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a bir mektup göndererek, “Benim halkım bu planı istemiyor” der... Halk eğer “evet” derse, o zaman da görüşme masasına oturup, 28 Şubat 2003 tarihine kadar bir çözüme varırlar ve bu çözümü de, 30 Mart 2003’te yeniden referanduma sunarlar...

   Bugün içinde bulunduğumuz karmaşıklıktan kurtulmak için en doğru ve en demokratik yol referandumdur... KKTC Cumhuriyet Meclisi’ni derhal göreve davet ediyoruz...

 

  

Ana Sayfa