16 Nisan 2003

 

Atina'da buruk tören

 

   Yazının başlığı aslında gerçeği yansıtmıyor... Atina'daki tören sadece bizim için buruk... Bizim içimizi burkuyor... Kıbrıs Türkü’nün içini burkuyor...

   Kaçırılan fırsatı düşündükçe kahroluyoruz... “Bu imza töreninde Kıbrıs Türkleri de onurlu yerlerini

alabilirlerdi...” diye düşündükçe kaçan fırsatın büyüklüğünü bir kez daha hissediyoruz...

 

*****

 

   Bugün Atina'nın tarihi mekanlarından birinde, Avrupa Birliği’ne yeni üye olan 10 ülkenin başkanları,

üyelik sözleşmesini imzalayacaklar... Bu 10 ülke arasında, “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla ve tüm Kıbrıs

adına, Kıbrıs Rum Yönetimi de bulunuyor...

   Ben de, maalesef, Kopenhag’da olduğu gibi, Lahey’de olduğu gibi, Kıbrıs’tan bir avuç meslektaşımla

beraber, bir fırsatın daha yitirilişini izleyeceğim...

 

*****

 

   Bu imza töreninden sonraki aşama, 1 Mayıs 2004... Bu tarihte, söz konusu 10 üye fiilen Avrupa Birliği içinde yer alacak...

   Artık karşımızda, Avrupa Birliği’ne üye bir ülke olacak... Artık muhatabımızın, bizimle, bizim

haklarımızı da koruyan, Annan planı gibi bir anlaşma için herhangi bir motivasyonu kalmayacak...

   Kendisine hediye ettiğimiz bu fırsattan yararlanarak, hem bize hem dünyaya şirin görünmek

için, Kıbrıs Türklerine bireysel haklar önerecek...

   Kısacası artık her şey eskisi gibi olmayacak...

 

*****

 

   Peki biz ne yapacağız? Bütün bunları, ancak Kıbrıs Türk halkının iradesinin geri çevirebileceğinin bilinciyle, Kıbrıs Rumu’na, “senden iane istemem... Senden bireysel haklar değil, Kıbrıs Türkü’nün siyasi ve kurumsal varlığını kabul etmeni beklerim...” diyeceğiz...

   Ve kendi içimize döneceğiz... Kendi evimizi temizleyeceğiz... Bunu yaparken de, son altı ay içerisinde gelişen olaylarla yakaladığımız o muazzam birlikten, dayanışmadan zerrece ödün vermeyeceğiz...

   Ve sonuçta kazanacağız...

  

Ana Sayfa