4/8/2007

Korkular ve Umutlar

  

Sevgili Hektor,

 

   Biliyorsun, dün Karpaz’daydık... Seninle de kısaca görüştük ama pek konuşamadık... Sana Karpaz ziyaretimizi özetlemek istiyorum... Öncelikle, Kıbrıs Gazetesi yazıişleri ekibi olarak yaptığımız bugeziye katılan İçişleri Bakanımız Özkan Murat ve Çevre Bakanımız Asım Vehbi’ye özellikle teşekkür etmek isterim... Hemfikir olmamamıza rağmen, sağolsunlar, işlerini güçlerini bıraktılar ve konunun önemini anlayarak, günlerini bizimle ve Dipkarpaz halkıyla birlikte geçirdiler... Çevre örgütlerini temsilen Doğan Sahir ve ilgili dairelerin yöneticileri de baştan sona bizimle birlikteydi...

   Dipkarpaz halkı, başta Belediye Başkan Vekili olmak üzere, bize misafirperverlik gösterdi... Ve bir iki istisna dışında gayet medeni bir konuşma ve tartışma yaptık... İstisnalar da “ufak iş”ti... Mesela Dipkarpaz’da toplantının yapıldığı kahvehaneye girerken, birisi orta yaşlı öbürü genç iki kişi, “sen Hektor’a, Hera’ya git” dediler... Aldırmadım, “gideceğim, Hektor’a da gideceğim” dedim... Bir de aynı orta yaşlı kişi, toplantı sırasında, özgür eşeklere kendilerinin sahip çıktığını belirterek, “eşekleri bu kadar seviyorsa, Süleyman Ergüçlü, eşini ve çocuklarını da alsın ve gelsin eşeklere o su versin” dedi... Gülümsedim ve geçtim... Toplantı sona erdiğinde de aynı arkadaş, seninle mektuplaşmamın Dipkarpaz köylülerini rencide ettiğini söyledi... Şaştım ve üzüldüm, çünkü bu yazışmalarda köy halkını rencide edecek en küçük bir ifade yok... Kendisine üzüldüğümü, Dipkarpaz’lıları rencide etmek gibi bir düşüncem olmadığını söyledim...

   Ancak Hektor, maalesef köylülere derdimizi anlatabildiğimizi söyleyemem... Köylüler çok dertli... Yılların ihmali, yılların ilgisizliği artık canlarına tak demiş... İşsizlik almış başını gidiyor... En önemli geçim kaynakları olan tarım son derece gerilemiş durumda... Velhasıl adamlar dertli... Karpaz’a elektrik götürülmesinde bir umut ışığı görüyorlar... Yani özetle Hektor, senin ve benim korkularımız, Dipkarpaz köy halkının umudu durumunda... Ben de, Doğan bey de endişelerimizi anlatmaya çalıştık... Ama başarabildiğimizi iddia edemem...

   Neyse, yine de bu ziyaretin faydalı olduğuna inanıyorum, çünkü herkesle yüz yüze konuşmak, tartışmak imkanı bulduk... Gerçi kahvehaneden ayrılırken, genç olan arkadaş bana yine, “sen Hektor’a git... Seni bekliyor” dedi... Ben de “Evet şu anda Hektor’a gidiyorum” dedim ve ayrıldım...

 

Sevgili Hektor,

 

   Dünkü ziyaretten sonra korkularım artmış durumda... Hükümetin, daha önce de fark ettiğim gibi, kim ne derse desin Karpaz bölgesine elektrik götürme kararlılığında olduğunu bir kez daha gördüm... Aceleleri nedir, niye bu kadar inatçı davranıyorlar anlayabilmiş değilim... Ama, kendi aldıkları kararlar, yasalar, Anıtlar Yüksek Kurulu kararları gibi konular onları hiç ilgilendirmiyor... “Biz bu işi yaparız” diyorlar...

   Ama pes etmek yok Hektor... Hep birlikte doğru yolu bulmak için çalışacağız...

Ana Sayfa