20/9/2007

Bir adım atsınlar

 

Sevgili Süleyman abi,

 

   Mahkeme yine ertelendi… Normalmiş, prosedür gereğiymiş… Zaten ertelemeyi Boysan abim istemiş… Bir şey değil… Biraz daha bekleriz… Nasıl olsa alıştık… Biz eşek eşek bakıyoruz, onlar da takır takır direkleri dikiyorlar…

   Bu arada hükümet olumlu bir adım atmış ve, Ferdi abimin daha önce söz verdiği gibi, bölgeyi koruma altına almak amacıyla bir yasa tasarısı hazırlatmış ve dünkü Bakanlar Kurulu toplantısında da tasarıyı Meclise sevk etme kararı alınmış… Yalnız burada da yine bir acelecilik var… Tasarı hazırlanırken çevre örgütlerinin görüşleri alınmamış… Doğan Sahir abim, tasarıda birçok çelişki ve aksaklık olduğunu söylüyor… Tasarıyı biz de inceledik ama doğruyu söyleyim, pek anlayamadık… Bunu biz kendi eşekliğimize verdik ve nasıl olsa çevreci abilerimiz konuyu takip ediyor diye düşündük… Neyse… Olsun… Tasarı Meclis komitesinde görüşülürken, gerekirse ve iyi niyet varsa, değişiklik yapılabilir…

   Ancak, abi, bütün bunlar olurken bize güven verecek bir adım atılması gerekir… Şimdi diyelim ki bu tasarıyı geliştirdiler ve çevrecilerin de kabul edebileceği bir duruma getirdiler… Uygulamaya da koydular… Fakat gün gele birilerinin bu yasayı da göstere göstere çiğnemeyeceğinin garantisini kim verebilir…

   Siyasilerin bu konuda sicilleri bozuk… Elektrik konusunda Anıtlar Yüksek Kurulu’nun kararını nasıl yok saydıkları ve suç işledikleri ortada… Eğer iyi niyetliyseler bunu göstersinler… İyi niyetlerini kanıtlamanın yolu da kolay… Hükümet oturur ve karar alır, “bu yasa Meclis’ten geçip yasalaşana ve yasanın tüm gerekleri yerine getirilene kadar, şu anda yürütülen elektrik projesini dondurdum” der… İşte o zaman güven tesis edilir, iyi niyet, elle tutulur hale gelir…

   Abi, görüyorsun… Senin sürekli “sakin ol” telkinlerine uyarak biz de sakin davranıyoruz… Ama ne yalan söyleyim, o direklerin dikilmesini “sakin sakin” seyrederken, kendimizi eşekten beter hissediyoruz…

   Hera ise ayrı bir problem… Onu sakinleştirebilmek için trajikomik durumlara düşüyoruz… Hera bize ağlayarak “yumurtalarımı bıraktığım yuvalar yok oluyor, yavrularım ölecek” diyor, biz ise ona “Sakin ol… Süleyman abimiz sakin olmamız gerektiğini söyledi” diyoruz… Bu nedenle abi, sükunetimizi ne kadar muhafaza ederiz bilemiyorum… Ama şunu bilmenizi isteriz ki, kimse bizlerden sükunet içinde yok olmamızı istemesin… Bu, en azından insanlığa sığmaz…

 

Görüşmek üzere, sevgiyle kal,

 

Hektor

Ana Sayfa